Etiketler: Milli Birlik, İktisat, Ahilik, Asabiyet, Sosyal, Sermaye

Milli Birlik ve İktisat ( Ahilik, Asabiyet ve Sosyal Sermaye )

25,00₺

32,40₺

  • Markalar TASAM
  • Ürün Kodu: TY-EKT-2018-001
  • Stok Durumu: Stokta var
Toplumların özgün hallerini ve kimliklerini koruyarak, güven içinde ve yüksek bir refah düzeyinde varlıklarını sürdürebilmeleri, öncelikle etkin bir siyasi, içtimai ve iktisadi yapı ile mümkündür. Bu bağlamda ilgili toplumun birinci derece ihtiyaç duyduğu değer, hiç şüphesiz yeraltı ve yer üstü ..

Toplumların özgün hallerini ve kimliklerini koruyarak, güven içinde ve yüksek bir refah düzeyinde varlıklarını sürdürebilmeleri, öncelikle etkin bir siyasi, içtimai ve iktisadi yapı ile mümkündür. Bu bağlamda ilgili toplumun birinci derece ihtiyaç duyduğu değer, hiç şüphesiz yeraltı ve yer üstü zenginliklerden ziyade; kendi içindeki yardımlaşma, dayanışma, fedakârlık ve diğerkâmlıkta bulunabilme hasletleri olduğundan şüphe yoktur.

Ancak Osmanlı Devleti’nin gerileme süreciyle birlikte bu topraklarda insanımızın maruz kaldığı bunca hazin ve acı olayların son bulması için şüphesiz bugüne kadar çok sayıda fikir ve eser ortaya konmuştur. Ancak insanımızı içinde bulunduğu hezimetten kurtarmayı hedefleyen bu düşüncelere karşı ortaya atılan ve gerçekleri örtme ve çarpıtmaya çalışan çalışmaların çok daha fazla ve etkili olduğunu da kabul etmek durumundayız.

Bu çerçevede; öyle kavramlarla insanımızın beyni sulandırılıyor ki maalesef birçoğumuz bu akıntıya karşı kendimizi korumakta aciz kalıyoruz. Mesela; kadim geçmişi gözden çıkarma adına, hep değişim ve yenilik; birlikteliğin temeli olan sorumluluğu göz ardı etme pahasına özgürlük; kültürel değerleri sahiplenme yerine, aydınlanma, batılılaşma ve modernleşme; bütünleşmenin teminatı olan müşterek değerler yerine, ayrışmaya kapı aralayan çok kültürlülük, vb. birçok kavram. Bu ve benzeri kavramlarla in- 10 MİLLİ BİRLİK VE İKTİSAT sanımızın kendisiyle arasına mesafe konarken, ayrışmasının önü açılmakta ve en önemlisi muhakeme ve sorgulama kabiliyetleri yok edilmektedir.

Bütün bu sorunların üstesinden gelebilmek adına, milletin birliği ve dirliği, ülkenin bütünlüğü ve devletin bekası adına bir dizi ilkeler bu çalışmada ortaya konmaya çalışılacaktır.

Bu bağlamda, Cihanşümul Osmanlı Devleti’nin toplumsal yapısının inşasında etkili olan Ahilik Teşkilatı ve kültürü ile İbn-i Haldun’un Mukaddime’sinde geniş yer bulan; bireyin kendisini içinde bulunduğu topluma bağlı hissetme ve onun refahı ve gücü için fedakârlıkta bulunma duygusu olan asabiyet fikri, dikkat çekici değerler olarak karşımıza çıkmaktadır. Öte yandan güncel sosyal bilimler yazınında gün geçtikçe daha fazla yer edinen, kişiler ve kurumlar arası güveni esas alan sosyal sermaye kavramı da temelde her iki olguyla büyük benzerlikler sergilemektedir.

Zayıflayan Anadolu Selçuklu Devleti’nin 1243’te Moğol istilasıyla dağılmasının ardından ortaya çıkan beyliklerin en küçüğü ve zayıfı olan Osmanlı Beyliği’ni, Cihan Devleti haline getiren Ahilik Kültürü ve Teşkilatı’nın, bugün tekrar üzerinde durulması gereken önemli bir yapılanma olduğundan şüphe yoktur. Çünkü Ahilik Teşkilatı’nın temel hedefi; eğitimli, her konuda donanımlı, üretken, güvenen ve güvenilen iyi bir insan yetiştirme ve buradan mükemmel bir toplumsal yapıya ulaşabilmektir. Bunu da başarmıştır.

Öte yandan İbn Haldun, milletlerin ve onların oluşturduğu devletlerin varlığını güçlü ve uzun süreli devam ettirebilmelerini ülkedeki insanlar arası asabiyet duygusunun yoğunluğuna bağlamaktadır. (Uludağ, 2012: 94-101). Çünkü İbn Haldun’a göre asa- Prof. Dr. Mehmet Karagül 11 biyet, insanın içtimai yönünü ortaya koyması açısından önemli bir rol üstlenmektedir. Bireyin kendisini, içinde bulunduğu topluma ait hissetmesi ve onun varlığının kendi varlığı için ön şart olduğunu düşünmesi, toplumla birlikte kendisinin de güvende olacağını ortaya koymaktadır. Bu nedenle bir toplumun güçlenmesi ancak bütün bireylerin birbirleriyle uyumlu ve güvenilir bir yaşantı sürdürmeleri ile mümkün olabilecektir (İbn Haldun, 2012: 373-380).

Son dönemde toplumların iktisadi ve siyasi alandaki başarısında pozitif ilişkisi öne çıkan bir diğer önemli kavram ise sosyal sermayedir. Bu olgu; normlar, iletişim ağları ve güven olmak üzere üç faktöre dayanırken, bunların içinde en dikkat çekeni kuşkusuz güven unsurudur. Söz konusu güven, her toplum kesitinin kendi içindeki yatay ve yönetenle yönetilenler arasındaki dikey karakterli güvene dayalı ilişkilerin yoğunluğunu ifade etmektedir (Karagül, 2012: 91-96).

Sosyal sermayenin, etkilerinin en açık izlendiği iktisadi alanda; bireylerin özverili çalışması, kaynakların daha etkin kullanılması, işlem maliyetlerinin ve bürokratik işlemlerin azalması, iç güvenlik harcamalarının asgari düzeye inmesi ve gelir dağılımının daha adil olması gibi etkenlerle iktisadi gelişmeye önemli katkı sağladığı bilinmektedir (Fukuyama, 2000: 57-86).

 Bu kitapta Ülkemizde yaşanan sosyal, siyasal ve iktisadi sorunların çözümü çerçevesinde, yukarıda değinilen; Ahilik Kültürü ve Teşkilatı, Asabiyet fikri ile Sosyal sermaye kavramı üzerinde durulacaktır. Çünkü faklı yöntem ve isimlerle de olsa her üç olgunun öne çıkardığı temel düşünce, farklılıklardan ziyade ortak değerler etrafında, güveni temel alan bir sosyal yapıyla, toplumun iktisadi ve siyasi istikrarı ile gücü için sosyal yapının sağlam ve dinamik hale getirilmesi gerçeğine vurgu yapmalarıdır.

Kitap
Basım Tarihi 2018
Yazar / Editör Prof. Dr. Mehmet Karagül
Sayfa Sayısı 104

Yorum Yap

Not: HTML'ye dönüştürülmez!
    Kötü           İyi